ORC Araştırma son seçim anketi neticelerini yayımladı. Ankette, ‘hanım seçmenlerin oy tercihleri’ ölçüldü. ORC Araştırma, 08-13 Aralık 2022 tarihleri içinde 35 ilde, yaşları 17 ile 65 içinde değişen 2 bin 160 hanım seçmenle, karşı karşıya anket gerçekleştirmiş oldu.
Ankette, “Bu pazar genel seçim olsa, hangi partiye oy verirsiniz?” diye soruldu. Anket sonuçlarına bakılırsa, hanım seçmenlerin Millet İttifakı’na desteği yüzde 44.6 olurken, Cumhur İttifakı’na desteği ise, yüzde 32.3 olarak ölçüldü.
Anket kapsamında ilk sırayı yüzde 27.2 ile AK Parti aldı. sadece aslolan sürpriz ikinci sırada yaşandı. İkinci sırayı yüzde 23 ile İYİ Parti alırken, ana karşıcılık partisi CHP üçüncü sıraya düştü.
ORC’nin anketinde kararsız seçmenlerin oranının yüksekliği de gözden kaçmadı. hanım seçmenlerin yüzde 11.5’i 2023 seçimlerinde tercihlerinde kararsız oldukları görüşünü bildirdi.
Anket sonuçlarına bakılırsa hanımefendilerin partilere desteği ise, şöyleki oldu:
Sivas‘ın Divriği İlçesine özgü Divriği Pilavı bir yiyecek yarışmasında yanlış tarif edilince Divriği’den tepki gecikmedi. zamanı Mengücek Beyliği dönemine dayanan Divriği Pilavı, Divriği Kaymakamlığı tarafınca meydana getirilen müracaat sonucunda 09 Ekim 2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafınca Coğrafi İşaret alarak tescillenmişti. Tescilli pilavın geçtiğimiz günlerde MasterChef Türkiye’de aslına ters olarak kadayıfla sarılması ve üstünde badem kullanılması tepkilere niçin oldu.
Bunun üzerine Divriği ilçesinde Mühürdarzade Konağında kolları sıvayan Divriğili hanımefendiler, Divriği pilavını aslına uygun olarak hazırlayıp averaj bin senelik tarifini söyledi. Konak İşletme Müdürü Hülya Öz, Divriği pilavının coğrafi işaret tescilli bir pilav bulunduğunu belirterek, bu biçim yarışmalarda yapılmadan ilkin tarifinin aslına uygun bir halde araştırılıp doğru yapılmasını istediklerini söylemiş oldu.
Hülya Öz, MasterChef Türkiye’nin 148. bölüm fragmanında Divriği pilavını görünce heyecanlandıklarını fakat yanlış yapıldığını görünce üzüldüklerini belirterek, “Programı maalesef biz de üzüntüyle izledik. Programın reklamlarında Divriği pilavı bulunduğunu görünce, Divriği’nin tanıtımı açısından oldukca heyecanlandık ve oldukca mutlu olduk fakat programı izlediğimizde hayal kırıklığı yaşadık. Programda Divriği pilavının yapımıyla alakası olmayan bir tarifle bu pilavı yaptılar. biz de çeşitli kurumlar vesilesiyle şikayetimizi ve üzüntümüzü dile getirdik. umut ederim bir halde bizlere kulak verilir ve sesimiz duyulur ve bu mevzuda ki lüzumlu düzenlemeler ilerleyen günlerde yapılır diye umuyoruz. Programda pilavın içinde badem ve kadayıf kullandılar fakat Divriği pilavı yapımında hiçbir şekilde badem ve kadayıf kullanılmaz. Divriği pilavı kaymakamlığımız ve Divriği hanımefendiler Derneği vesilesiyle müracaat yapılarak coğrafi işareti alınmıştır. Bu sebepten Divriği pilavının aslına uygun bir halde tarifinin araştırılarak yapılmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Hülya Öz, Divriği pilavının geçmişinin Mengücek Beyliğine dayandığını belirterek, “Divriği pilavımız Anadolu Selçuklu Devleti Mengücek beyliğinden gelme bir pilavdır. O dönemde Divriği’de pirinç üretilmiyor fakat üstünden İpek ve Baharat yolu geçmiş olduğu için temin etme şansı bulmuşlar. Sarayda bu şekilde bir pilav yapıldığına tanık oluyorlar. Böylelikle pilav Divriği kültürüne girmiş oluyor. hususi günlerimizin, hususi misafirlerimizin, davetlerimizin, düğünlerimizin, bayramlarımızın vazgeçilmezi haline geliyor. Daha öncesinden avlanma ile et temin edilmiş olduğundan geyik eti kullanılıyormuş, maalesef günümüzde geyik etine oldukca fazla erişme şansı olmadığı için biz bu pilavı dana eti ile yapıyoruz. Günümüzde tavuk eti ile yapanlarda var fakat orijinali dana eti yada geyik eti ile yapılandır” dedi.
Doğrusunun tarifi: Öz, pilavın içinde kullanılan malzemeleri sıralayıp doğru Divriği pilavını şu şekilde tarif etti, “Pilavı yapmadan averaj 2 saat ilkin pirincimizi bolca tuzlu sıcak su da ıslatarak nişastasından arınmasını sağlıyoruz. Su da beklettikten sonrasında pirincimizi güzelce duruluyoruz. Pilavımızın içinde nohutta kullanıyoruz. Nohutu da pilavımızda kullanmandan ilkin haşlıyoruz ve kabuklarından ayırıyoruz. Bunun yanı sıra pilavımızın içine Besni üzümü, kuru soğan, et ve et suyu kullanıyoruz. Son olarak da tereyağını eritip pilavımızın üzerine döküyoruz” şeklinde konuştu.
TRT spikeri Deniz Demir’in 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’yla ilgili yapmış olduğu kutlama mesajının yankıları devam ediyor. Bülten sonunda TRT ekranlarında Mustafa Kemal Atatürk için, “Bizi ümmet olmaktan çıkardı” ifadelerini kullanan Demir’in tepkilerin peşinden görevden alındığı iddia edildi. mevzuya ilişkin derhal derhal resmi açıklama gelmezken, AK Parti MKYK Üyesi Mücahit Birinci Twitter hesabından mevzuyla ilgili bir paylaşıma imza attı.
Demir’in kutlama mesajının ‘planlanmış bir hareket’ bulunduğunu ileri devam eden Birinci, “Bir spiker kadının, bülten bitiminde, aşırı sözlerle, sözde Atatürkçü bir tavırla, mütedeyyin vatandaşlarımızı kışkırtıcı bir dil kullanarak, üstelik bunu telefonundan okuyarak paylaşması kanaatimce planlanmış bir harekettir. TRT’deki yönetimin, orada çalışan arkadaşlarımızın, iyi mi bir özveri ile çalıştıklarına, ulusal hamlelerimizi takip için mesai mefhumu olmadan iyi mi koşturduklarına şahidiz. Bu istisnai planlı hareket neticesi, tüm TRT kurumunu hedef almak adil olmaz” dedi.
Bandırma Belediyesi AK Parti’li meclis üyesi Yusuf Ziya Çelikoğlu Birinci’nin paylaşımının altına yapmış olduğu yorumda, “Yalnız bu TRT’de ilk olmuyor. Ne kadar vatanına düşman, bayrak düşmanı var ise TRT’nin kaymağını yiyor” diyerek Demir’i hedef aldı.
Mücahit Birinci
Birinci ise Çelikoğlu’na şu sözlerle yanıt verdi: “Canlı yayınlar kurum açısından oldukca risklidir. O yada bu sebeple, bu tür ‘kamikaze’ dalışları olabiliyor. Yayında spikerin ağzını kapatamazsın. sadece sonrasında gereğini yaparsın, ki yapılmış oldu… Efendimizin ümmeti ile ilgili ahkam kesmek bunun haddi değildir. Planlı harekettir.”
TRT spikeri Deniz Demir, 29 Ekim’de ana haberin sonunda “Bugün Cumhuriyetimizin 99’uncu kurum yıldönümüydü. Bizi ümmet olmaktan çıkarıp kişi olma bilincini, Cumhuriyet aydınlığını, ilmini armağan eden Gazi Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk’ü ve tüm şehitlerimizi sevgi ve saygı ile anarken, Cumhuriyeti zihninde ve kalbinde yaşayan, yaşatan ve bunu gelecek nesillere aktaran siz bu büyük millet, bu büyük devlet… Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu büyük Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşasın! 29 Ekim kutsal olsun!” sözleriyle Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamıştı. Tepkilerin peşinden Demir’in görevden alındığı öne sürülmüştü.
yaşamını yoksullara desteğe adayan ve Arap dünyasında “fakirlerin doktoru” olarak malum Muhammed Abdulgaffar Meşali’nin 2020’deki vefatı, sevenlerini üzerken ondan geriye mütevazilik ve iyiliklerle dolu bir yaşam hikayesi kaldı. doktor Meşali, Mısır’ın El-Garbiyye ilinin Tanta kentindeki kliniğinde maddi durumu kafi olmayan hastalara yardım etmesiyle tanınıyordu. İhtiyaç sahibi hastaları parasız muayene etmesiyle malum Meşali, 28 Temmuz 2020’de ansızın rahatsızlanarak yaşamını yitirdi.
Muayenehanesine fukara bir anne 2 evladı ile birlikte gelmişti. Çocuklardan biri oldukça hastaydı. Doktorun evladı iyileştirmek için bir iğne yapması gerekiyordu fakat iğne paralıydı ve yoksul hanım için oldukça pahalıydı. İşte Mısır’ın en varlıklı doktoru olarak bilinirken, dünya genelinde onun tanınmasına sebep olan vaka bu hikayeyle başladı ve onu efsaneleşmiş yapmış oldu. şu sebeple doktor, parayı bir kenara bırakarak bu çocuktan sonrasında durumu olmayanlara parasız bakmaya başladı.
Meşali, mahalli medya organlarının web sitelerinde piyasaya sürülen röportajlarında anlattığı yaşam hikayesiyle de dikkati çekti. Orta halli bir ailenin evladı olan Meşali, 1944 senesinde fakirlerin ve gerekseme sahiplerinin çoğunlukta olduğu bir mahallede dünyaya geldi. Meşali, röportajlarında “sıkıntılı bir yaşam mücadelesi verdiğini ve her şeye sıfırdan başladığını” belirterek, 1967 senesinde tıp fakültesinden mezun bulunduğunu söyledi. Mezuniyetinin peşinden ülkenin en fukara bölgelerinden birinde doktor olarak görevlendirilen Meşali, 2004 senesinde emekli oldu.
yaşamı yaşam mücadelesiyle geçen ve üç oğlunun yanı sıra kardeşinin yetim kalan çocuklarını büyüten Meşali, tedavi imkanından yoksun olanlara da yardım elini uzattı. Meşali, kliniğini açmış olduğu 1975’ten itibaren Mısırlı meşhur yazar Taha Hüseyin’in toplumun ezilen kesimi için kullandığı tabirle “yeryüzünde işkence çekenlere” destek olmaya çalıştığını söylemiş oldu. küçük bir çocuğun annesinin ilaç alacak parası olmadığı için yaşamını kaybettiğini söyleyen Meşali, bu olayın kendisinde derin izler bıraktığını birçok kez üzüntüyle dile getirdi. Meşali, babasının kendisine fakirlere yardım etmesini vasiyet ettiğini belirterek, maddi durumu olmayan kişilerden birçok kez para istemediğini deklare etti.
Meşali’nin röportajlarının peşinden popüler olmasıyla birlikte, kendisine maddi yardımda bulunmak isteyen oldukça kişi oldu. Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) gelen yüz binlerce dolarlık yardım teklifini geri çeviren Meşali, bu paranın gerekseme sahibi, yetim ve öksüzler için harcanmasını istedi. oldukça mütevazı bir yaşam yaşayan Meşali buna karşın, röportajında “Dünya bana istediğimden ve hak ettiğimden daha fazlasını verdi.” ifadelerini kullandı. Meşali’nin vefatından saatler ilkin bile kliniğine gelen desteğe muhtaç kişiler bulunduğunu aktaran Ezher Şeyhi Tayyib, Meşali’nin örnek bir insan bulunduğunu altını çizdi.
Meşali’nin ani ölümü Arap medyasında ve sağlıkla ilgili platformlarda üzüntüyle karşılandı. Blog yazarları ve toplumsal medya kullanıcıları Meşali’nin şahsına yönelik hayranlıklarını belirterek, ölümünden saatler öncesine kadar fakirlerin derdine ilaç olmaya çalıştığını, eşine ender rastlanacak bir kişi bulunduğunu aktardı.
Meşali’nin naaşı, Kovid-19 önlemleri altında 28 Temmuz 2020’de Mısır’ın kuzeyinde yüzlerce kişinin katılımıyla toprağa verildi. doktor Meşali dualar eşliğinde toprağa verilirken geride fakirlere yapmış olduğu hayır ve iyiliklerle yad edileceği güzel anılar bıraktı. Mısır’da gösterim icra eden bir medya organı da Meşali’nin “Fakirlere iyi davranmanızı vasiyet ediyorum.” şeklindeki vasiyetine yer verdi.