Gölbaşı’nda intihar girişimi polis önledi


Alınan bilgiye göre, olay akşam saatlerinde meydana geldi. 
Cadde üzerinde bulunan 6 katlı bir inşaatın en üst katında intihar edeceğini söyleyen H.İ., görenler durumu itfaiye, polis ve sağlık görevlilerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ve itfaiye ekipleri bina çevresinde önlem aldı. Polis ekipleri tarafından 1 saat süren ikna çabaları sonucunda intihardan vazgeçirilen H.İ., olay yerinde hazır bekletilen ambulansla Gölbaşı Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.

 

Kaynak: PHA

Kıyılmış kaçak tütüne 1 gözaltı


Adana İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Adıyaman’dan Mersin’e yüklü miktarda kaçak kıyılmış tütün taşınacağı bilgisi üzerine Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen çalışma kapsamında Ceyhan İlçesi Mustafabeyli Mahallesi’nde uygulama noktası oluşturuldu. Jandarma ekipleri tarafından plakası açıklanmayan araç durduruldu. Jandarma tarafından araçta yapılan aramada 2.000 kilogram kıyılmış tütün ele geçirildi. Ele geçirilen tütün jandarma ekipleri tarafından muhafaza altına alınırken, araç sürücüsü M.D., gözaltına alındı. Gözaltına alınan M.D., sorgulanmak üzere İl Jandarma Komutanlığı’na götürüldü.

Kaynak: PHA

Adıyaman’da doktorlar iş bıraktı – Videolu Haber


Sağlık Bakanlığı sağlık hizmetlerini üreten hekimleri ve sağlık çalışanlarının haklarını görmezden deldiğini öne süren Adıyaman Tabip Odası üyeleri iş bıraktı.
Öğlen saatlerinde Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde toplanan doktorlar, sağlık hizmeti veremez hale geldiklerini öne sürerek iş bıraktılar.
“Performans ile sağlık çalışanları birbirine düşman edilmekte”
Toplanan üyeler adına açıklama yapan Adıyaman Tabip Odası Başkanı Dr. İsmail Tosun,”Pandeminin katmerleştirdiği sağlık emekçilerinin çalışma koşullarında artan zorluklar ve ekonomik hakları ile ilgili büyük kayıpları yaşamaya devam ediyoruz. Sağlık Bakanlığı sağlık hizmetlerini üreten hekimleri ve sağlık çalışanlarının haklarını görmezden gelmekte, tercihini sermayeden yana kullanmaktadır. Tüm toplumsal kesimler gibi bizler de artık geçinemiyoruz. Koruyucu sağlık hizmetlerinden daha çok tedavi edici sağlık hizmetlerinin sunulduğu, sağlık hizmet sunumunda sevk zincirinin tamamen ortadan kaldırıldığı, kışkırtılmış sağlık talebi yaratan bu sağlık sistemi toplumun nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını elinden almaktadır. Sağlık emekçileri yetersiz istihdamın ve kışkırtılmış sağlık talebinin karşısında tükenmekte, angarya ile daha çok çalışmaya zorlanmaktadır. Bu yoğun emeğin karşılığında ise insanca yaşanabilecek temel ücrete erişmek yerine oyalama tasarılar, ek ödeme yalanları ile geçiştirilmektedirler. Performans ile sağlık çalışanları birbirine düşman edilmekte, nitelik değil nicelik önemsenmektedir. Sağlık sisteminde yaşanan tüm olumsuzluklar sağlık emekçilerine yansıtılmakta, pandemiyle beraber daha da derinleşen yanlış sağlık politikaları, ülkeye hakim olduğu gibi sağlığa da yansıtılan şiddet dili her geçen gün daha da can yakmakta, canımızı almaktadır. Hemen her gün sağlık emekçileri ölümlere varan sağlıkta şiddet ile karşı karşıya gelmelerine rağmen, güvenli işyerleri ve etkili-caydırıcı yeni bir sağlıkta şiddeti önleme yasası ise maalesef bakanlığın gündeminde dahi değildir. Sadece son 6 ayda gerçekleştirdiğimiz onlarca etkinlikden bazılarını hatırlatmak isteriz. Bunlar; 30 Haziran 2021 tarihinde Aile Hekimleri için yayımlanan ceza yönetmeliğine karşı Ankara’da İzmir’de, İstanbul’da mitingler gerçekleştirdik, defalarca kez iş bıraktık.
Asistan hekimler başta olmak üzere sağlık emekçilerinin angarya çalışma koşullarına “Çalışırken ölmek istemiyoruz! Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz!” şiarı ile eylemler yaptık. İş bıraktık. 
Emeklilikte herkes eşittir, emekliler arasında ücret farklılığı yaratılmasını gerekli kılan herhangi bir hiyerarşi veya statü yoktur. Bu nedenle, emeklilere verilecek ilave ödemede, hangi sosyal güvenlik kurumuna bağlı olarak emekli olduğuna bakılmamalı, hepsine eşitlik ve adalet ölçüsünde insanca yaşamaya yetecek emekli maaşı bağlanmalıdır söylemini defalarca kez dike getirdik.
“Karanlığa Karşı; Önlüğümüzün Beyazına, Özlük Haklarımıza, Halkın Sağlık Hakkına Sahip Çıkıyoruz – Emek Bizim, Söz Bizim” diyerek başlattığımız yürüyüş sonrasında gerçekleştirdiğimiz BEYAZ FORUM ile taleplerimizi duyurduk. Sağlıkta özelleştirmeci, piyasacı politikaların durdurulması sağlık hizmetlerinin toplumcu bir anlayışla yeniden inşa edilmesi, sermayeye değil sağlığa bütçe ayrılması için önerilerimizi, taleplerimizi ifade ederek ekonomik ve özlük haklarımızın iyileştirilmesini istedik. 
İlk olarak hekimlerin ve diş hekimlerinin bir kısmının gelirlerinde düzenleme içeren ama onlar arasında dahi eşitsizlik yaratan ve tüm hekimleri kapsamayan tasarının geri çekilmesine karşı 6 Aralık’ta ve 15 Aralık’ta GöREV’deydik. Ocak ayında görüşüleceği söylenmesine rağmen hâlâ görüşülmemesine itiraz ettik. 26 Ocak-4 Şubat tarihleri arasında nöbet tutarak tasarının kapsayıcılığı arttırılarak derhal Meclis’e getirilmesini talep ettik. 4 Şubat’ta Meclis önüne giderek taleplerimizi bir kez daha haykırdık”dedi.
“14 Mart Tıp haftasına doğru giderken büyük sağlıkçı buluşmaları gerçekleştireceğiz”
Taleplerinin yerine getirilmesini isteyen Tosun, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bugün de sesimize kulak vermeyen, taleplerimizi görmezden gelenlere karşı bir kez daha uyarı görevindeyiz. Tüm sağlık emekçilerine insanca yaşamaya olanak veren, emekliliğe yansıyan yoksulluk sınırı üzerinde temel ücretin verilmesi; eğitim durumu, hizmet yılı, mesleki risk gibi faktörler ile ücret skalasının belirlenmesi, etkili ve caydırıcı yeni bir sağlıkta şiddeti önleme yasasının çıkarılması, güvenli işyerlerinin oluşturulması, COVID-19 başta olmak üzere meslek kaynaklı hastalıklara karşı bütüncül bir meslek hastalıkları yasası çıkarılması, ek göstergelerin 3600’den 7200’e kadar kademeli olarak yükseltilmesi, koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelediği birinci basamak sağlık hizmetlerinin oluşturulması, Aile hekimliği ceza yönetmeliğinin iptal edilmesi, asistan hekimler başta olmak üzere uzun süreli ve angarya çalışmanın kaldırılması, sağlık hizmetlerinde katkı katılım payı, reçete ücreti vb adlarla alınan ücretlerin iptal edilmesi, özel sağlık kuruluşlarında ciro baskısına, taşeronlaştırmaya, güvencesiz çalışmaya son verilmesi, sağlık hizmetlerinin planlanmasından sunulmasına kadar sağlık emekçilerinin örgütleri aracılığıyla karar alma mekanizmalarında yer alması, sağlığa ve sağlık emekçilerine bütçeden daha fazla pay ayrılması. Hangi statüde olursa olsun tüm sağlık çalışanı emeklilerine insanca yaşamaya yetecek emekli maaşı, bizleri artık sağlık hizmeti veremez hale getiren bu çalışma ortamının sürdürülemez olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz. Oyalama değil, hakkımız olanı istiyoruz. Yaşama adanmış bir mesleğin mensupları olarak hakkımızı gasp eden bu bozuk düzene karşı alternatifsiz değiliz. Bize dayatılan bu çalışma koşulları, bu sefalet ücretlerinin kader olmadığını biliyoruz. 14 Mart Tıp haftasına doğru giderken büyük sağlıkçı buluşmaları gerçekleştireceğiz. 
Taleplerimizin karşılanmaması durumunda daha uzun süreli göreve hazır bulunduğumuzu da buradan kamuoyuna bildirmek istiyoruz.”
Yapılan açıklamanın ardından sağlık çalışanları görevine tekrar döndüler.

 

Kaynak: PHA
Haberin Videosu :

Eşiyle diyet yapanlar 2 kat fazla kilo veriyor


Pandemi hareketsiz yaşamı yaygınlaştırdı. 2021’in sonunda yayınlanan Türkiye’nin Hareket Haritası araştırması, pandemide artan hareketsizliğin nüfusun yüzde 23’üne 5,3 kilo olarak geri döndüğünü gösteriyor. 15-69 yaş aralığındaki üç bin kişiyle yapılan araştırmaya göre, Türkiye’nin dörtte biri haftada ortalama 3 gün spor yapıyor. Günlük adım sayısı ise 8 bine yaklaşıyor. Pandemide alınan kiloların sağlıklı yaşamın ön koşullarından düzenli beslenme ve spor alışkanlığına yönelik farkındalığı artırdığını belirten Diyetisyen Tuğba Şaşmaz, “Araştırma çalışmasına göre, Türkiye’de her 10 kişiden 8’i sporu sağlıklı yaşamın en önemli unsuru olarak görüyor. Bu durum sporun kilo vermek için yalnızca belirli bir dönemde yapılan etkinlik olmaktan çıktığının bir göstergesi. Pandemiyle öncelikler listesinde ilk sıraya yerleşen sağlıklı yaşam, bu yöndeki algı değişimini hızlandırdı” dedi.
Stres, düzensiz uyku ve hareketsizlik bağımlılık yapıyor

Stres, düzensiz uyku ve sağlıksız beslenmenin kilo alma sürecini hızlandırdığını kaydeden Tuğba Şaşmaz, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Bu 3 faktör, hareketsizlikle birlikte aşırı kilo alma sürecinin ana hatlarını oluşturuyor. Yaşamı incir ağacının kökleri gibi dört bir yandan kuşatan bu unsurlar giderek bağımlılığa dönüşüyor. Kilo verme süreci adeta bağımlılıkla mücadeleye dönüşüyor. Kişilerin tek başlarına bu alışkanlıklardan uzaklaşmaları pek kolay olmuyor. Bilimsel araştırmalar eşlerin de sürece dahil edilmesinin kilo vermeyi 2 kat artırdığını gösteriyor. Aynı evin içinde yaşayanlardan yalnızca birinin tek başına yaşam tarzını değiştirmesi çok kolay olmuyor. Ancak eş desteği bu konuda gerekli motivasyonu sağlarken hareketsiz yaşam ve düzensiz beslenme alışkanlığının terk edilmesini de hızlandırıyor.”
Kırılma noktaları aşıldığında başarı kaçınılmaz

Sağlıklı kilo vermeye engel olan tüm faktörlerin eşlerin desteği sayesinde etkili mücadele yöntemleriyle ortadan kaldırılabileceğine değinen Diyetisyen Tuğba Şaşmaz, “Kilo verme süreci hızlı başlayıp ilerleyen aşamalarda yavaşlıyor. Kırılma noktası dediğimiz bu dönemde mücadeleyi bırakmayanlar sonuca ulaşabiliyor. Güzellik merkezimizde sunduğumuz kişiye özel zayıflama programı ile sürecin tüm aşamalarını ayrıntılı planlıyoruz. Kırılma noktaları aşıldığında kilo verme oranı azalsa da başarı kaçınılmaz hale geliyor. Bu aşamanın sonunda ihtiyaç halinde bölgesel zayıflama cihazıyla incelme, sıkılaşma, selülit tedavisi, gıdı eritme, çatlak tedavisi, kas geliştirme gibi uygulamaları devreye alıyoruz. Aynı zamanda farklı cilt tiplerine özel sunduğumuz bakımlarla da cildin sıkılaşmasını destekliyoruz” dedi.

Kaynak: PHA