Şifa bulmak için Sudan’dan SANKO Hastanesi’ne geldi


Mohammed Abdulezaim Gorshey (27) on yıl önce başlayan nefes darlığı ve öksürük nedeniyle büyük sıkıntılar yaşadığını, geceleri rahatsızlığı nedeniyle uyuyamadığını ve tüm bunlara bir de alerji şikayetleri eklendiği için yaşam kalitesinin bozulduğunu söyledi.
Tüm bu sıkıntıların, günlük yaşantısını olumsuz etkilediğini belirten Gorshey, Sudan’da farklı sağlık kuruluşlarına yaptığı başvurulardan sonuç alamadığını ve hayatının her anında çözüm için tedavisini ve ilaçları araştırdığını kaydetti.
Üniversitede öğrenim gördüğü dönemde sıkıntılarının arttığını ancak çözüm bulamadıklarını anlatan Gorshey, “Babam yaptığı iş nedeniyle Gaziantep’e sıklıkla geliyordu. Burada birlikte çalıştığı arkadaşına yaşadığım sıkıntılardan bahsettiğinde SANKO Üniversitesi Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Levent Elbeyli’yi önermiş” dedi.
Gorshey, bunun üzerine araştırdığı Prof. Dr. Levent Elbeyli’nin yaptığı ameliyatlar ve tedavilerle, doğru ve tecrübeli bir isim olduğunu düşünerek geçen yıl Gaziantep’e SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvurduğuna vurgu yapan Gorshey, süreci şöyle açıkladı:
“Prof. Dr. Levent Elbeyli Hocam, muayene ve tetkikler sonrasında on yıldır yaşadığım sıkıntının lokalize bronşektaziden (akciğer içindeki hava yollarında yani bronşlarda oluşan harabiyet sonucunda bronşların kalıcı olarak genişlemesi) kaynaklandığını ve tedavisi için ameliyat olmam gerektiğini bildirdi.  
Teşhis konulduğunda yüksek lisans eğitimim devam ettiği ve zamanım kısıtlı olduğu için ameliyatı ertelemek zorunda kaldım. Doktorum Levent Bey, durumu anlattığımda istediğim zaman gelebileceğimi, tedavimi yapacağını ifade etti.
Bu yıl eğitimimi tamamlayarak, SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne Levent Hocama geldiğim. Ameliyat öncesi ve sonrası için gerekli bilgileri detaylı bir şekilde paylaştı. Başarılı bir ameliyat geçirdim ve sağlık durumum çok iyi. Levent Hocam sayesinde yaşam kalitem yükseldi ve üzerime kâbus gibi çöken bu hastalıktan kurtuldum.” 
Gorshey, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde uygulanan tedaviden ve gördüğü ilgiden büyük memnuniyet duyduğuna dikkat çekerek, sözlerini şöyle tamamladı: 
“Başta doktorum Prof. Dr. Levent Elbeyli olmak üzere tüm personelin bakım ve ilgisinden çok memnun kaldım. SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde umduğumuzdan fazlasını yaşadık. Hastanenin konforu, personelin ilgi ve güler yüzlü yaklaşımı için çok teşekkür ederim. İyi ki bu hastaneyi tercih ettim, iyi ki Levent Hocayı önermişler.”
Ticaretle uğraşan yedi çocuk babası Abdulezaim Sayed Gorshey (54), SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne geldiklerinde, hastane ve Prof. Dr. Levent Elbeyli’yle ilgili duyduklarının ve yaptıkları araştırmaların çok fazlasıyla karşılaştıklarının altını çizdi. 
“Ameliyat öncesi birtakım korkularım vardı. Ancak korkumu Levent Hocayı tanıdıktan sonra yendim” diyen baba Gorshey, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ameliyat öncesinde ve sonrasında doktorumuz ve hastane personeli bizimle çok ilgilendi. Ameliyat sonrası oğlumda çok büyük değişiklikler oldu. Oğlum artık çok rahat nefes alabiliyor. 
Çok sistemli hastane kurulmuş. Sudan’daki yakınlarıma önereceğim. Bazı hastalıklar için Avrupa’nın yolunu tutan tanıdıklarımız var. Burada gördüğüm ilgiyi ve hastanenin çok donanımlı olduğunu anlatarak bu hastaneyi önereceğim.
Hastanenin fotoğraflarını ve videolarını çektim ki oradaki insanlar ne kadar donanımlı bir hastane olduğunu görsün diye. Hekimimizi çok büyük bir şifacı olarak tanımlıyorum. Herkese çok teşekkür ederim.” 
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı da olan Prof. Dr. Levent Elbeyli, hasta ve yapılan işlem konusunda şu bilgileri paylaştı: 
“Uzun yıllardır kronik öksürük, nefes darlığı ve bol balgam çıkaran genç hastamıza geçtiğimiz yıl sol akciğer alt lobda lokalize bronşektazi teşhisi koymuştuk. Ancak, eğitimine devam etmesi nedeniyle müdahaleyi ertelemiştik.
Bu yıl ameliyatını gerçekleştirdiğimiz hastamıza bronskopi (akciğer ve solunum yollarındaki sorunların ince plastik bir kamera ile teşhis ve tedavisi) işlemi ve takibinde video yardımlı torakoskopi sol alt lobektomi (cerrahi müdahaleyle bir lobun tamamen çıkarılıp alınması) yapıldı. 
Başarıyla geçen bir ameliyat sonrası hastamızı beşinci gün şifa ile taburcu ettik. Yaklaşık 10 yıldır sıkıntılı bir yaşam süren hastamızın sağlığına kavuşarak, hastanemizden memnuniyetle ayrılması ailesi ve bizler için en büyük mutluluktur.”

Kaynak: PHA

Hırsızlık için girdiği marketi iz bırakmamak için yaktı – Videolu Haber


Alınan bilgiye göre, olay gece geç saatlerde Yunus Emre Mahallesi’nde meydana geldi.
İddiaya göre, Aziz Hazar’a ait mini market kimliği belirsiz şüpheli veya şüpheliler, kapıyı kırarak içeride bulunan eşyaları ateşe vererek kaçtılar. Alevler içerisinde kalan marketi görenler durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen itfaiye erleri tarafından 30 dakika süren müdahalenin ardından yangın kontrol altına alındı. Yangında işyerinde bulunan yiyecekler yanarken, olay yerine gelen polis tarafından çevrede bulunan görgü tanıkların ifadesine başvururken güvenlik kamera kayıtlarını incelemeye aldı. Polis, şüpheli veya şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattığı öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.

 

Kaynak: PHA
Haberin Videosu :

Adıyaman’da 1 yılda 11 bin hastaya evde sağlık hizmeti sağlandı


Evde Sağlık Hizmetleri Birimi tarafından 1 yılda evde bakıma muhtaç, hastaneye gelemeyen yaşlılar için 11 bin hastaya ulaştı. 
Evde Sağlık Hizmetleri Birimi’nde görevli sağlık çalışanlarıyla birlikte hastaları ziyaret eden Başhekim Doç.Dr. Fatih Doğan, hastaların sorun ve sıkıntılarını dinleyerek, hasta ve hasta yakınların evde aldıkları sağlık hizmetinin memnuniyeti hakkında bilgi aldı.
“Bizleri evlerinde gören hastaların moralleri üst seviyeye çıkıyor”
2021 yılı içerisinde 4 bin 536 hastanın evde tedavisinin yapıldığını ve 10 bin 932 ziyaret hastayı ziyaret ederek isteklerini dinlediklerini belirten Adıyaman Eğitim Araştırma Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri İl Koordinatörü Dr. Burcu Şahin,” Bu ziyaret kapsamında birimde çalışan doktor ve sağlık personelleri hastaların koruyucu sağlık, muayene, tanı, tedavi, rehabilitasyon, pansuman, enjeksiyon ve tetkikleri ile beraber konsültasyon işlemleri gibi hizmetleri yerine getiriyor. Biz Evde Sağlık Hizmetleri Birimi olarak Adıyaman merkez ve köylerinde yatağa bağımlı, yaşlı ve yarı bağımlı olan hastaların evde sağlık hizmetlerini yapmaktayız. Son bir yıl içerisinde 4 bin 536 hastaya ulaşarak onların gerekli tedavilerini evlerinde gerçekleştirdik, ayrıca bu hastalarımıza ve sistemimizde kayıtlı olan kişilere 11 bin civarında ziyaret gerçekleştirerek sağlık hizmetinin ardından onların takibini yaptık. Bu ziyaretlerimize çoğu zaman Başhekimimiz Doç. Dr. Fatih Doğan’ da eşlik ederek hastalarla yakından ilgileniyor. Başhekimimizi ve bizleri evlerinde gören hastaların moralleri üst seviyeye çıkıyor.”dedi.
“Zor ve sıkıntılı zamanlarda her zaman yanlarında olmaya devam edeceğiz”
Evde bakım hizmetlerinden yararlanan vatandaşları evlerinde ziyaret eden 
Hastaların tedavilerine ve rahatsızlıkların takibine kadar her türlü sağlık hizmetiyle hizmet verdiklerini aktaran Başhekim Doç.Dr.Fatih Doğan,”Hastane bünyesinde kurulan Evde Sağlık Hizmetleri Birimi olarak Merkez ve köylerimizdeki ihtiyaç sahiplerine ulaşıyoruz. Hastalarımızın tedavilerine ve rahatsızlıkların takibine kadar her türlü sağlık hizmetiyle hemşerilerimize destek olmaya gayret ediyoruz. Zor ve sıkıntılı zamanlarda her zaman yanlarında olmaya devam edeceğiz. Tüm hastalarımıza şifa, büyük bir özveri ile çalışan Evde Sağlık Hizmetleri Birimimize de çalışmalarında kolaylıklar diliyorum “şeklinde konuştu.

 

Kaynak: PHA

Diyarbakır’da gözaltına alınan İHD sekreteri Adıyaman’a getirildi – Videolu Haber


Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında jandarma ve polisin çalışmalarında, Diyarbakır İHD şube sekreteri Ferhat B.’in terör örgütü PKK ile teması tespit edildi. Sabah saatlerinde güvenlik güçleri Ferhat B’in Diyarbakır’daki evine ve İnsan Hakları Derneği’ne operasyon düzenlendi. Gözaltına alınan Ferhat B., işlemlerinin ardından sorgulanmak üzere Adıyaman’a getirildi. Adıyaman’a getirilen Ferhat B., Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki sağlık kontrolünün ardından sorgulanmak üzere İl Jandarma Komutanlığı’na götürüldü.

Kaynak: PHA
Haberin Videosu :

Hava değişimi migren ataklarını tetikliyor


2018’de yapılan çalışmalarda hava durumunun migren ataklarında ortak bir tetikleyici olarak saptandığını ifade eden Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Emin Özcan, hava durumu değişikliklerinin, farklı değişkenleri de tetikleyerek ağrıya neden olabileceğini anlattı. Özcan, salgın hastalıkları konu alan epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen bulguların hala yetersiz kaldığını da vurguladı.
“Atakların nedeni tam olarak bilinmiyor”
Migren ataklarının ortaya çıkmasında hala neyin sebep olduğunun tam olarak bilinmediğini hatırlatan Doç. Dr. Emin Özcan, kişiden kişiye değişmekle birlikte bazı tetikleyicilerin de etkili olduğunu söyledi.  Bazı gıdalar, hormonal değişiklikler ve stres, en sık belirtilen migren tetikleyicileri arasında yer alırken değişken hava şartları da önemli bir faktör oluşturduğunu dile getiren ve herkesin her hava değişikliğine aynı şekilde tepki vermediğini hatırlatan Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Özcan, “Bazı kişilerde sıcaklık ağrıyı tetiklerken, bazı kişilerde soğuk hava migreni tetikleyebiliyor. Hatta bazı durumlarda atağın tetiklenmesi için birden çok faktörün bir araya gelmesi gerekebiliyor. Migren ve hava durumu arasında yapılan araştırmaların kısmen zorluğu nedeniyle aradaki bağlantı net olarak ortaya konmuş değil. Hava değişiklikleri farklı değişkenleri de tetikleyerek ağrıya neden olabilir” diye konuştu.
“Her etken herkesi aynı şekilde etkilemiyor”
Migrende öncelikle atakları önleyici yaklaşımın benimsendiğini belirten Doç. Dr. Emin Özcan, “Migren herkeste farklı seyretse de büyük oranda hava değişiklikleri migren ataklarını tetikleyebiliyor. Özellikle lodos migren ataklarını çok sıklaştırıyor. Aynı şekilde sıcak nemli havalar da migren ataklarını artırıyor. Ayrıca mevsim değişiklikleri, kıştan yaza geçiş, yazdan kışa geçiş, vücut bir şeye alışıyor ve orada değişiklikler olmaya başladığı zaman migreni etkileyebiliyor. Çok kuru, nemsiz, soğuk havalarda etkileyebiliyor bunu ama özellikle sıcak ve nemli havalar fazlaca atakları artırıyor. Kişiden kişiye değişmekle birlikte bazı hastalarda çok uyumak, bazı hastalarda az uyumak, bazı hastalarda açlık, bazı kişilerde öğün atlama, bazı kişilerde hava değişimleri çok fazla şekilde atakları tetikleyebiliyor” dedi.
“Nem ve sıcaklığa bağlı dehidrasyon atağın kaynağı olabilir”
Nem ve sıcaklık değişimlerin de migren hastalarında genel olarak kişiden kişiye farklılık gösterdiğini hatırlatan Doç. Dr. Emin Özcan, “2017 yılında gerçekleştirilen bir başka çalışmada da özellikle hava değişimleri ve buna bağlı migren atağı nedeniyle hastaneye başvuru oranlarına bakılmış ve sonuçta sıcak ve nemli havalarda hastaneye başvurular artarken soğuk ve kuru havalarda bu oranın daha düşük olduğu tespit edilmiş. Atakların bu dönemlerde artış göstermesinin nedenlerinden biri dehidrasyon (vücudun sıvı kaybı) olabilir. Çünkü susuz kalma migren hastalarında başlı başına bir tetikleyicidir” dedi.
Neme bağlı ağrıyı önlemek için bazı önlemlerin alınması gerektiğine işaret eden Doç. Dr. Emin Özcan, “Bu konuda klimalar gibi nemi önleyici cihazlardan yararlanılabilir. Aynı şekilde çok nemli ve sıcak havalarda dışarı çıkmamak da alınabilecek önlemler arasında” diye konuştu.
“Bahar aylarındaki ağrının kaynağı basınç olabilir”
Havanın barometrik basıncındaki değişimin de bazı kişilerde migren ataklarına neden olabildiğini hatırlatan Doç. Dr. Emin Özcan, “Özellikle ilkbahar, sonbahar gibi mevsim geçişlerindeki sıcaklık değişimlerine bağlı olarak yaşanan basınç farklılıkları migreni tetikleyebiliyor. Migrene, atmosferik basıncın vücuda uyguladığı fiziksel yükteki değişikliklerin etkisiyle bağlantılı kan damarı genişlemesinden kaynaklanan kan akışı farklılıklarının neden olabileceği düşünülüyor” dedi.
Yine yüksek irtifalarda migrenin daha fazla görülme eğiliminde olduğunu söyleyen Doç. Dr. Emin Özcan, “Yükseğe çıkıldığında havanın kuruması, basıncın azalması gibi nedenler de buna neden olabiliyor” diye konuştu. 
“Migren lodosu sevmez”
Migrenin tetikleyicilerinin başında listelenen rüzgârlar konusunda da Doç. Dr. Emin Özcan şunları anlattı:
“Lodos, rüzgârlı havalarda atakların arttığı hastalar tarafından özellikle ifade edilir. Bununla birlikte bazı araştırmalarda da hasta şikayetlerinin bu dönemlerde arttığı gösterilmiş. Bu nedenle rüzgârlı havalarda elzem bir durum olmadıkça hastanın dışarı çıkmasını önermiyoruz. Aslında tedavinin amacı olan yaşam tarzı değişikliklerini yapmasını istiyoruz.”
“Kadınlarda daha sık görülüyor”
Migrenin kadınlar arasında erkeklere göre daha fazla görüldüğünün bilinmesine karşın bunun neden kaynaklandığının tam olarak bilinmediğini anlatan Doç. Dr. Özcan, “Özellikle menstrual (adet) dönemde daha fazla gözükmesi hormon değişimlerinin bunu tetiklediğini düşündürüyor. Bu nedenle kadınlardaki hormonal değişimler bu migren ataklarının daha sık görülmesine neden olabilir diye düşünüyoruz” diye konuştu.
“Migren hastaları baş ağrısı günlüğü tutsun”
Migren ataklarını her kişinin farklı yaşadığını hatırlatan Doç. Dr. Emin Özcan, kişiye özel migrenin karakterini çizebilmek için hastaların “migren günlüğü” tutmalarının yarar sağlayacağını belirterek sözlerine şöyle devam etti:
“Hastalardan bir aylık baş ağrısı günlüğü tutarak buraya, ağrının ne zaman başladığı, öncesinde neler yaptığı, yaklaşık ne kadar sürdüğü, hangi ilaçları kullandığı, öncesinde neler yediği gibi bilgileri içeren küçük notlar almasını istiyoruz. Burada amacımız sadece hastanın bir ay içerisinde yaşadığı baş ağrısı ve ağrı kesici sayısını takip etmek değil bunun yanında hastanın kendisiyle ilgili farkındalığını ve iç görüsünü arttırmak. Onun yaşadığı migrenin karakterini çizmek. Hasta bu sayede gündelik yaşantısıyla ilgili nelerin migrenini tetiklediğini çok daha net görebiliyor ve gerekli değişiklikleri yapabiliyor. Bu sayede ataklarının büyük bölümü de kontrol altına alınabiliyor.”
Migrenle yaşamak zorunluluk mu?
Şu an için migreni tamamen ortadan kaldıracak bir ilacın henüz bulunmadığını ancak atakların sayısını oldukça azaltabilen tedavilerin olduğunu söyleyen Doç. Dr. Emin Özcan, tedaviyle ilgili şu bilgileri verdi: “Bazı migren vakalarında kullandığımız ilaçlarla migren ataklarını neredeyse tamamen ortadan kaldırabiliyor ya da tedaviyle ataklara uzun süreler ara verebiliyoruz. Ancak hastalar atakları kendi başlarına yönetmeye çalışmaları, sürekli ağrı kesici kullanımını da beraberinde getiriyor. Bu da ağrı kesiciye bağlı baş ağrısı dediğimiz tabloya da yol açabiliyor. O yüzden mutlaka bu konuyla ilgilenen bir nöroloji uzmanına başvurmaları ve yaşam şekillerini değiştirmeleri önemli” dedi.

 

Kaynak: PHA